Nolan Westhilde

Bölüm II

Yanmayan Sokak Lambası

Bir ses yükseldi. Ses sürekli kesiliyordu fakat az da olsa anlaşılabilirdi.

- _" Nol! Duyuyor musun beni. Aloo?"_

Nol kendine geldi.

" Duyuyorum, dalmışım biraz. Ne kadar kaldı?"

- _" Yarım saattir sana sesleniyorum. 1 saat kaldı. Muavin ikram dağıtacakmış şimdi. İstersen bir kahve iç. Uykusuz kaldın yoldan dolayı."_

" Çok iyi olur biliyor musun... Başım da ağrıyor zaten. Keşke yanıma ilaç da alsaydım. Belki muavinde vardır."

- _" Bende var vereyim istersen. Kahveyle beraber alma ama benden söylemesi. Su doldurayım istersen kendi şişemden, yani rahatsız olmazsan."_ _- Utanır-_

" Çok teşekkür ederim çok iyi olur cidden. Ne kadar teşekkür etsem az şu anda.. "

Mel, Nol'a su ve ilaçı uzatır. İlaçları aldıktan sonra muavinin gelmesini beklerler. Nol ve Mel uzun bir süre konuşmaya devam ederler. Nol, ailesinden ve kardeşlerinden bahseder. Memleketini anlatır. Mel ise hayallerinden ve anılarından bahseder. Muavin yanlarına gelir.

- " Ne istersiniz? Çay, kahve ve portakal suyumuz var."

Mel güler yüzlü şekilde; _" Ben portakal suyu alayım."_ der.

Muavin Nol'a bakarak ; " Siz ne istersiniz beyefendi?" diye sorar.

Nol da muavine; " Kahve alayım ben. Teşekkür ederim." der.

Nol kahvesini içmeye başlar fakat baş ağrısı hâlâ geçmemeştir. Bir süre bekler fakat ağrısı yüzünden artık gözleri yaşarır. Nol, küme baş ağrısı hastalığına sahiptir. Yüzünün bir kısmını geçici felç edecek kadar tehlikeli bir şey. Ağrısının şiddeti arttı. Zaman kavramı bitmişti. Ne dediğini, ne yaptığını ve ne düşündüğünü kontrol edemiyordu. Sadece etrafa bakıyor, aklına takılan tek soruya odaklanıyordu. Mellanie bir süre onu izledi. Nollan'ın daldığını düşünüp onun omzuna dokundu. Fiziksel bir uyarıdan sonra Nollan gerçekliğe geri döndü. Düşüncelerini kontrol altına aldı. Bu durum anlık bir durumdan ziyade Nollan'ın en büyük sorunuydu. Nol, kontrol kaybının endişesiyle beraber kendini dış çevreye kapatıp tamamen zihnine odaklanıyordu. Onun zihnine göre bir şeyi unutmak, kontrol kaybetme endişesi yaşatıyordu.

Uzun bir yolculuktan sonra otobüs şehir merkezine ulaşmıştı. Mel ile Nol beraber otobüsten inip eşyalarını almaya gittiler.

- _" Hey Nol, iyi misin? Otobüste dalıp gitmiştin."_

_" İyiyim, iyiyim. Aklıma bir şey takılmıştı da önemli değil. Bu arada nereye gidiyorsun? Kalacak bir yerin var mı?"_

- _" Bu geceyi otelde geçirim. Yarın kuzenimde kalacağım. Şehir merkezinin çıkışında kalıyorlar... Taksiye de verebileceğim para üzerimde yok şu an. Bankaların hepsi kapanmıştır herhalde."_ _- Sağa ve sola doğru bakınır-_

_" Ah iyi o zaman, çok geç olmadan çıkalım yola. Otel bayağı bir uzakta kalıyor, 15 dakika kadar yürümemiz lazım."_

Nol ve Mel otele doğru yola koyulurlar. Nol zihninden; "Bu kız sadece sorduğum sorulara cevap veriyor, hiçbir karşı soru sormadı." diye düşüyordu. Bundan dolayı siniri bozuldu ve sesli bir şekilde ;

_" Eh, ben de otelde kalacağım işte. Bu arada sordun mu bilmiyorum ama aynı bölümdeyiz. Haberin olsun yani.."_

- _" İyiymiş."_

Nol aldığı son cevaptan sonra bir şey diyemedi, yürümeye devam ettiler. Şehir bomboştu. Sadece ikisi vardı. Geçtikleri sokakların lambası bozulmuştu. Mel yüksek bir sesle;

- _" PEŞİMİ BIRAK! NİYE BENİ TAKİP EDİYORSUN?"_

" Ne diyorsun Mel? Beraber otele doğru gitmiyor muyduk ? İyi misin sen?"

- _" Tanımıyorum seni, rahat bırak beni. Yaklaşma bana."_

_" Mel aklını mı kaybettin sen? Neden böyle olduk şimdi? Tamam gidiyorum."_

- _" Ben Mel değilim. Kimsin tanımıyorum, takip etmeye devam edersen polisi arayacağım."_

Nol olan şeylere anlam veremedi. Ateşi var gibi hissediyordu. Daha fazla orada durmayıp hızlıca ortadan kayboldu. Mel'in bağırışı yüzünden insanlar uykusundan uyanmış, camdan onları izliyordu. Nol hızlıca diğer otelin yoluna koyuldu. Rahatsız olmuştu. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştığı için ne yapacağını bilemedi. Aklına sadece, bu yaptığını yarın okulda da yapacak mı ? sorusu vardı. Böyle bir şey olursa hem Nol okuldan atılacak hem de ailesinin tüm emekleri boşa geçecekti. Zihnini sisler sardı. Yolda giderken çocukluk arkadaşını gördü. Onu görünce içi rahatlamıştı. Koşarak yanına yaklaştı. Arkadaşı gülümsemiyordu. Aksine sinirli bir şekilde Nol'a bakıyordu. Yan yana geldiklerinde ise arkadaşı, Nol'a ;

"Ne_d__en Sess_iz kaldın?" diye sordu.

Nol ise; " Ne yapmalıydım?" diye karşılık verdi.

Arkadaşı gözlerinin içine bakarak;

" _O_nu or_ad_a bıra_kma_malıydın. " dedi.

Nol anılarını hatırladı. Onun adı Nol değildi.

*Nol kontrolü ona bıraktı. Olivia'ya olanlar aklındaydı. Aynı otobüse binmeleri gerekiyordu. Fakat o, Ol#v##a'yı ###r###. Nol ile Mel hiçb#r zama tanı$mamıştı. Nol tüm yolculuk boyunca sessiz sessiz Mel'i izlemişti sadece. Arkadaşı Nol'a baktı ve eliyle Nol'un çenesini kalırdı. Nol'a tokat atarak;**

- " NOL LÜTFEN KENDİNE GEL! BİRİ YARDIM ETSİN!"

Bir dakika. Nol kim ? Bu isim ona tanıdık geliyordu. Arkadaşının yüzü silindi. Yerini Mel aldı. Gözyaşları içinde Nol'a bakıyordu. Bir şeyler söylüyordu fakat Nol anlayamıyordu. Nol yerdeydi. Mel, Nol'un kafasını dizine yatırmış sadece onun iyi olması için dua ediyordu.

Nol'un nefes alışı hızlandı. Ağlamaya başladı. Uzaktan siren sesleri duymaya başladı. Ambulans gelmişti. İlk yardım ekibi Nol'u sedyeye yatırdı. Nol, karnında sıcaklık hissediyordu. Islaktı sanki. Ambulans şoförü hızlı bir şekilde ilerliyordu. Yollar tümsek doluydu. Ambulans çok sallanıyordu. Mel ise hemen Nol'un yanına oturmuştu. Göz yaşları akmaya devam ediyordu. Nol ayağa kalktı. Yürüyerek şoför ile arasındaki ara cama yaklaştı. Şoföre; " Terminale kaç dakika kaldı?" diye sordu. Şoför kafasını çevirdi, " _Az kaldı Nol."_ _diye cevap verdi. Ambulansı süren çocukluk arkadaşıydı. Bir süre sonra içinden sesler yükseldi._

- Nollan Westhilde burada mı? Son kez soruyorum. B_eyefen_di, Nollan We_sth_ilde siz misiniz?

Nol ter içindeydi. Ambulans otobüse dönüştü. Nol'un karşısında muavin vardı.

- _" BEYEFENDİ , NOLLAN BEY SİZ MİSİNİZ?"_

_Nol hemen kendine geldi._

_" Evet benim, kusura bakmayın dalmışım."_

_Nol'un üstüne kahve dökülmüştü. Koltuğa çapraz oturmuştu. Kafasını çevirdi. Bir kadın gördü. Saçları dağınık ve kömür gibi siyah birini. Mel'i._

_Mel ona gülümsedi. Kafasını başka yöne çevirdi._

Ne oluyordu ? Yoklama zaten alınmıştı. Hatta otele gidiyorlardı. Yan koltuğunda Mel'in oturması lazımdı. Fakat Mel karşısındaydı. Nol, yanına baktı. Yanındaki ambulans şoförüydü. Hayır, çocukluk arkadaşıydı. O kişi Olivia'ydı. Başı ağrıyordu. Ağlamak istiyordu. Terminale daha 1 saat vardı. Uyumaya karar verdi. Belki de yorgunluktan hayal görmeye başlamıştı. Bir süre dinlenmeliydi. Bir süre....