Nolan Westhilde

Bölüm III

Paranoya I

Nol gözlerini kapadı. Yarım saat kadar uyuduktan sonra arkadaşı onu dürterek uyandırdı. Terminale varmalarına yaklaşık 20 dakika vardı. Nol, oturuşunu düzeltti ve ayılmaya başladı. Yaşadığı şeylerin gerçekliğini hâlâ anlayamamıştı. Yanındaki arkadaşına döndü.

" Olivia, muavin yoklama alırken Mellanie diye birinden bahsetti mi? O an dalıp gitmişim hiçbir şekilde hatırlayamıyorum."

Olivia ise hafif gülümseyerek;

- _" Evet söyledi, hatta tam karşımızda oturan kişi. Tüm yol boyunca bakıştınız.. Elektrik mi aldın yoksa?"_ diye sordu.

" Hayır ya saçmalama. Ayrıca sen ne zaman geldin? Otobüsü kaçırdığını düşünmüştüm. Yoklamada yoktun."

Olivia garipseyerek;

- _" İyi misin Nol? Beraber bindik ya otobüse. Bindiğimizden beri çok garip davranıyorsun. Bir şey olmadı değil mi?" diye sordu_

Nol kafası karışık bir şekilde cevap verdi;

" Her neyse, bugün kafam çok dağınık ayrıca çok stresliyim. Sen aile evine gideceksin değil mi? Aynı durakta mı ineceğiz?"

Olivia cevap verdi;

- _" Ben son durakta ineceğim yoksa evime çok uzakta kalıyor. Sen şehir merkezinde inmeyecek miydin? 5 dakika kadar kaldı galiba..."_

" Aynen, şehir merkezinde ineceğim. İyi o zaman. Okul açılınca buluşuruz tekrardan."

Olivia kafasını sallayarak onayladı. Otobüs ise terminale girmişti. Olivia ile Nollan sarıldılar ve vedalaştılar. Nol otobüsten inmek için ayağa kalktı ve merdivenlerden indi. Hava çok karanlıktı. Nol otobüsten indi. Valizi beklerken yanına bir kadın geldi. Nol'un kalp atışı hızlanmaya başladı.

_" Ne oluyor bana?"_

_Nol stresten terlemeye başlamıştı. Ruhu sanki eziliyordu. Kadın, Nol'a doğru yanaştı ve;_

- _" Selam, otobüste pek iyi görünmüyordun. İyi misin?" diye sordu._

Nol gerilmişti. Yutkunarak;

" İyiyim çok teşekkür ederim. Arada dalıp gidiyorum rahatsız ettiysem özür dilerim." diye cevap verdi.

Kadın gülümsedi.

Ortamı bir süreliğine sessizlik sardı.

Nol'un sormak istediği çok fazla soru vardı ama soramadı.

Aklındaki soruları susturamıyordu.

Daha fazla susamadı.

Kadına dönerek;

" Çok tanıdık birine benziyorsunuz. Tanışmış mıydık? "

diye sordu.

Kadın gülümsedi.

_" Hayır. İlk defa gördüm sizi. Bu arada ben Mellanie."_

_Mel elini uzatır. Nol ise Mel'in elini tutarak;_

_"_ Ben de Nollan. Tanıştığıma memnun oldum. Burada mı oturuyorsunuz?" diye karşılık verir. Aralarındaki sohbet burada başlar ve samimi olmaya başlarlar.

- _" Hayır. Almanya’da doğdum, üniversite okumak için geldim. Çok fazla bilmiyorum buraları. Siz burada mı yaşıyorsunuz?"_

_"_ Hayır ben de buranın yabancısıyım. İsviçre'de doğdum orada yaşıyorum. Ben de üniversite okumaya geldim. Bu arada hangi bölümdesiniz?"

- _" Ah anladım. İngiliz Edebiyatı okuyorum. Senden mühendis havası alıyorum bu arada...ama bilemedim."_

_" Ya aynı bölümdeyiz dersem?"_

- _" Cidden mi? , çok büyük bir tesadüf. Üniversite'nin sadece özel olarak seçilmiş kişileri aldığını biliyorum. İlgileniyor musun?"_

_" Eh tabii ki. Arada deneme ya da roman yazarım. Romanların çoğu yarım bırakılmış bu arada. Hiç birini tamamlayamadım. Gerçek hayatımdan alıntı yapmayı çok seviyorum fakat bilirsin sanatçının laneti diye bir şey varmış..."_

- -_gülümseyerek- "_ _İnanır mısın öyle şeylere?__"_

- _Nol, ilgisini çekmek için inanmıyormuş gibi davranır -_

_" Yok canım. Sadece öyle şeyler çok dönüyor etrafta. Bana kalırsa masaldan ibaret her şey."_

- _" Hadi ya, ben inanıyorum bence çok doğru bir şey. Kimi kaleme alsam hikayemle beraber onlar da bitti._

" Aslında olabilir biliyor musun? Ben de yaşamıştım öyle bir şey. Bu arada çok karanlık olmadan çıkalım buradan istersen. Kalacak bir yerin var mı?"

- _"Bu gece otelde kalacağım. Normalde kuzenimin yanına gidecektim fakat evleri şehir dışında kalıyor. Artık yarın geçerim oraya. Sen nerede kalıyorsun?"_

" Ben de otelde kalacağım. İstersen eşlik edeyim otele varana kadar. Hava çok karardı, sokaklar da boş."

- _" Olur, olur. Buraları çok bilmiyorum zaten, kaybolmaya çok müsaitim..."_ _-Gülümser-_

Nol ve Mel otelin yoluna doğru ilerlerler. Sokaklar rahatsız edecek kadar sessiz, şaşırtıcı derecede pusluydu. Nol, zihninde yaşadığı sohbetin aynısını tekrardan yaşıyordu. Yavaş yavaş merak ettiği yere yaklaşıyorlardı. Her şeyin bozulduğu, Mel'in terslediği yer gözle görülebiliyordu. Oradaki sokak lambası çalışmıyordu. Sokak lambaları teker teker sönmeye başladı.

Mel durdu. Elindeki çantası yere düştü. Uzun bir süre sokağın sonuna doğru bakmaya başladı. Nol, gerilmişti. Kalp atışları hızlandı. Yine o iğrenç olayı yaşamak istemiyordu. Neler olduğunu kavrayamadı. Nol, sokağın sonunu izlemeye başladı. Bir şey olacak mı diye hazırda bekliyordu.

Kafasını sola doğru çevirdi. Mel.. Mel ona bakıyordu. Fakat yüzü bir garipti. Ne gözlerini kırpıyor ne de nefes alıyordu. Nol'a doğru bir adım attı. Bir şey Nol'un ensesine doğru yaklaştı. O sıcak bir nefes verme hissini aldı. Göremese de tam olarak kulağının arkasındaydı. Boynuna onun saçları değiyordu. Nol, hatırladı. Bu sefer hatırladı.

Nol lanetlenmişti. Nol, aşkı hissetmişti. Bilinci onu kör ediyordu. Aklına yine o aşk kitabı gelmişti.

" _Aşk, masum bir duygudan ziyade acı vericidir. İki bedeni tek ruha toplar. İki zihni tek bilince sığdırır. Beyin buna dayanamaz. Beyin ilk defa kendi yarattığı bir kurguya yenilir. Buna da aşk derler."_

_"Tanrı insanlara ceza olarak cehennemi değil, aşkı yarattı. Gerçek acıyı tatmalarıu için tek silah buydu. Gerçek sevgi kutsaldır. Biri ölürse diğeri ölür. Biri üzülürse diğeri üzülür."_

_"Lanetler sanılanın aksine o kişi ölünce kalkmaz. Bir lanet bedene değil ruha yazılır. Gerçek sevgiyle kutsanmış herkes aşkın lanetini taşımak zorundadır. Aşık iki insan, kaderlerin öznelliğinden ayrılırlar. Bir kader, iki kişiyi yaşatır ve öldürür. "_

Nol'un zihni bu kitabın parçalarıyla dolmuştu. Reddetmek yerine, ruhunun eşini kabul etti. Gözlerini kırptı. Nol kendine gelebilmişti. Otelin önündeydiler. Gözleri hemen Mel'i aradı. Mel hemen yanındaydı fakat ağlıyordu. Nol hemen ona yaklaştı.

" Mel? İyi misin? Bir şey mi oldu?"

Mel'den cevap yoktu. Sanki dalıp gitmişti. Nol ne yapacağını bilmiyordu. Birilerinden yardım istemeyi düşündü fakat gecenin bu saatinde kimse dışarıda değildi. Mel, fısıldamaya başladı. Nol bunu fark edince kulağını yakınlaştırdı.

- _"##############"_ - _"### o_nd## #########."

Ne dediği anlaşılmıyordu. Nol, utansa da biraz daha yaklaştı.

- _" O, çok farklı hissettirdi."_ - _" Lütfen beni bırak."_

Nol, Mel'inde aynı şeyleri yaşadığını fark etti. Mel'in tek yapması gereken kabullenmekti. Bu Mel'in tek başına yapabileceği bir şey değildi. Nol, okuduğu kitaba güvendi. Onu dinlemeye karar verdi. Gözlerini kapattı ve hatırlamaya çalıştı.

" Neydi bu kitabın adı? Hatırlamam lazım. Hatırlamam lazım."

" Tanrı'nın Laneti miydi? Hayır değildi. Biraz daha düşün. Acele etme."

" NE OLABİLİR? "

" Bir sayfa vardı, altını çizmiştim tamamen."

-Sayfada yazılanları hatırlar-

_" Yedi büyük şeytandan, yedi büyük günah çıkar. Bunlar; Şehvet, açgözlülük, öfke, tembellik, kıskançlık, oburluk ve kibir. Peki Tanrı gibi sonsuzluğun günahı hiç olmadı mı? Sonsuz iyi olan sonsuz kötü de olmalıdır. İyi olmadan kötü olmaz. Kavramlar doğamazdı. Tanrı ise 8.günahı insanlara indirdi. Buna da aşk dedi."_

Nol hatırlamaya başlamıştı.

" Ah evet! Bu kitabın adı, 8. Günah. Biraz daha düşün oğlum. Bulacağım az kaldı."

Nol sonunda istediği cevabı aldı.

_" Aşk erkeğe zehir, kadına şifa verir. Erkek zehriyle kadını korur. Kadın ise şifasıyla erkeği iyileştirir."_

Nol, onu korumalıdır. Gerçek acıdan.

Bir şey Mel'i incitiyordu. Nol, ona sarıldı. Kulağına yaklaştı.

_" Gördüğün her şey sahte. Hepsi geçecek. Yalnız değilsin Mel. Gözlerini aç. Şu an bir bahçedeyiz. Etrafa bir sürü beyaz gül ekmişler. Hepsi çok güzel kokuyor."_

_Mel nefes alamamaya başladı. Bu bir insanın karşı çıkabileceği bir şey değildi. Mel ve Nol , Tanrı'nın kurguladığı bir aşk tiyatrosunda ana karakterlerdi. Kutsal bir dokunuşa direnmek kolay değildi. Bir sonraki sahnede Mel ile Nol dudak dudağa gelmeliydi. Bunu yapamadılar. Tanrı ise olay el atmak zorunda kaldı. Mel'i nefessiz bıraktı. Nol, onun nefesi olmalıydı._

Nol'un yapacak hiçbir şeyi kalmamıştı. Dudağına yakınlaştı. Tanrı henüz istediği sahneyi izleyemedi.

Dudakları birbirine değdi.

Gözlerinden akan göz yaşının tadına baktı.

Nol, nefesiyle Mel'i yaşatmaya hazırdı.

Tam nefesini vereceği sırada Mel nefes alabilmeye başladı.

_Gözlerini_ açtı.

Nol'u gördü. Gözlerini ilk defa yakından gördü.

Tanrı, bu sahneyi oynatmak Mel'i nefessiz bırakmıştı. Elde edince ise gücünü kullanmayı bıraktı. Nol ve Mel uzaklaştılar. Artık ikisi de birbirine bağlanmıştı. Nol'un kalp atışları çok hızlanmıştı. Mel'in utancından dolayı çenesi titriyordu. Nol, olanların doğrusunu anlatacağına karar vermişti.

Mel' e döndü.

" Sana bir şey anlatmam gerek Mel, ikimiz içinde çok önemli."

Mel ise kısık bir sesle;

- _" Tamam, benim de anlatmak istediğim bir şey var."_ diye cevap verdi. Beraber otelin bahçesinden yürüyüp içeri girdiler....