Nolan Westhilde

Bölüm I

Silüet

Nolan Westhilde, yurt dışında okumak için 3 Mart 1998'de yola çıktı. Nolan; ülkesinin ekonomik sıkıntılarından dolayı kendi anavatanında okuyamıyordu. Kendisi dışında 5 kardeşi daha olan Nolan , yurtdışında hem okuyup hem de çalışacaktı. Ailesinin durumu oldukça kötüydü , son birikimlerini Nolan'ın üniversite ücretini ödeyerek bitirmişlerdi. Ailenin son umudu ve geliri olan Nolan'ın dileği hayatında bir rol edinebilmesiydi. Hayallere dalmıştı Nolan. Otobüsle giderken uyumamak için yoldan geçen arabaları sayıyordu. Yollar oldukça kötü , çukur dolu ve dönemeçliydi. Her tümsekten geçildiğinde koltuğundan gıcırtı sesleri çıkar, onu uyandırırdı.

Otobüs terminale yaklaştı. Yanında oturan rahatsız edici uzun sakallı adam bu durakta inecek , biraz olsun rahatlayacaktı. Kısa bir aradan sonra otobüs terminale vardı. Nolan , yanındaki kişinin inmesini bekledi. Beraber ayağa kalkıp otobüsten indiler. Hava karanlık , soğuk ve kuruydu. Terminal , şehir merkezinden oldukça uzakta olduğundan dolayı yeterince boş ve sessizdi. İnsan ve otobüs seslerinden daha çok rüzgarın çıkardığı tiz , kulak çınlatan sesler duyuluyordu. Nolan sigarasını yaktı , telefonuyla ortanca kardeşini aradı.

" Alo ? Ethan sesim geliyor mu?"

- _"Geliyor sesin Nol , vardın mı şehir merkezine ? Annem merak ediyor, sürekli aramamı söyleyip durdu. "_

" Daha varmadım Ethan , yollar çok kötü. Otobüs şoförü çok yavaş sürüyor o yüzden. Annem merak etmesin. Ben vardığımda sizi arayacağım zaten. Evdekiler ne yapıyor ? "

- _"Biz iyiyiz , diğerleri ödev yapıyor. Annem de yeni aldığımız televizyonu kurmaya çalışıyor. Ben de anlamadım nasıl yapacağımızı, komşuyu çağırdım o yüzden. Onu bekliyoruz."_

" Tamam o zaman, yapamazsanız benim aramamı bekleyin. Bir arkadaşım bana göstermişti. Aklımdan kalanlarla hallederiz. Şimdi otobüs kalkacak. Kendinize iyi bakın , öptüm hepinizi..."

- _" Sen de kendine iyi bak Nol, oralarda yabancısın dikkatli ol. Annemin de selamı var..."_

Telefonun kapanmasıyla beraber otobüs de kalkışa yakınlaşmıştı. Nol , sigarasını söndürüp otobüse bindi. Yan koltuğunda oturacak yeni kişi daha otobüse varmamıştı. Saat geç olduğundan dolayı otobüsün iç aydınlatması kapalıydı ve herkes uyuyordu. Nol, koltuğuna geçti ve otobüsün kalmasını bekledi.

Otobüsün kalkmasına 2 dakika kalmışken otobüse biri geldi. Yeşil kazaklı, kömür gibi siyah saçları olan bir hanımefendi gelmişti. İçeriye girip ;

_" Pardon, 24 numaralı koltuk nerede acaba ? "_ diye sordu. Muavin dışarıda hanımefendinin valizini bagaja koyuyordu. Nol, sağına soluna bakarak koltuğu aramaya başladı. Biraz göz gezdirdikten sonra kadının koltuğunun hemen yanındaki olduğunu fark etti. O kadar dalgın ve kafası doluydu ki kendi koltuk numarasını bile unutmuştu. Hemen elini kaldırarak hanımefendinin dikkatini çekti. Ardından biraz yüksek sesle ; " Hanımefendi !, 25 burası " diye seslendi. Hanımefendi, Nol'a doğru yürümeye başladı. Gülümser bir yüzle yanına oturdu. Hemen ardından otobüs seferine çıkmaya başladı.

Otobüs çok sessiz , karanlık ve sıkıcıydı. Muavin bile uyumaya gitmişti. Nol'un gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. Dirseğini otobüsün camında bulunan minik çıkıntıya dayamış , eliyle kafasını destekliyordu. Yol aşırı kötü olduğundan dolayı otobüs çok fazla sallanıyor, minik minik tümseklerden yükseliyordu. Bu sallantıdan dolayı Nol'un dirseği acımaya başladı. Tam uykuya dalacakken uyanıp duruyordu. Hanımefendi durumu fark etti ve parmağıyla Nol'un omzuna dokundu. Nol gözlerini açıp kafasını çevirdi. Hanımefendi çekingen bir sesle :

_" İsterseniz size minik bir yastık verebilirim?"_ diye sordu.

Nol, hanımefendinin çekingenliğini fark etti. Neden çekindiğini anlamaya çalışıyordu. İçinden fısıldayarak;

- _" Acaba omzuna falan mı düştüm? , hiçbir şey hatırlamıyorum. Umarım utandırıcı bir şey olmamıştır."_

Basit bir soru için çok fazla düşündü , ardından gurur yaparak ;

- " Gerek yok , çok teşekkür ederim." diye cevap verdi.

Hanımefendi gülümsedi, _" Siz bilirsiniz..."._ Bu konuşmadan sonra uzun bir sessizlik oluştu. Muavin uyandı ve yoklama kağıdı ile otobüsün ortasına geldi. Terminalden binen yolcuların isimlerini okuyacaktı. Yüksek bir sesle isimleri okumaya başladı.

_" Thomas Adrien?"_

- _" Buradayım"_

_" Olivia Dailey?"_

- _( Ses çıkmaz)_

*_" William Newhall ?"_

- _" Burada!"_

"_Mellanie Brand?"_

- _" Buradayım!"_

Nol, yanındaki hanımefendinin adını yoklama sırasında öğrendi. Hemen kafasını çevirerek hanımefendiye baktı ve göz göze geldiler. Göz gözeyken Nol'un içinde garip bir his doğmaya başladı. İçten içe sıcak hissederken aynı zamanda da tedirgin de hissediyordu. Hanımefendi göz temasını bırakmıyordu. Bir süre sonra Nol pes edip aradaki sessizliği bozdu. Utangaç bir sesle:

" Nerelisiniz? " diye sordu. Hanımefendi ise dönerek ;

- _" Almanya'da doğdum, üniversite okumak için geldim. Bu arada ben, Mellanie. Tanıştığıma memnun oldum"_

Nol garip hissetmeye başladı. Bu kişiyi daha önce görmüş gibi hissediyordu. Mellanie'nin söylediklerini daha önce duymuş gibiydi. Hayır, bu dejavu değildi. O zaman ne olabilirdi?. Mellanie onun yeni tanıştığı biri değil, sanki en başından beri hayatından biriymiş gibi hissettiriyordu. Biraz düşüncelere daldıktan sonra cevap verdi;

"Ben de Nolan, Nolan Westhilde. Tanıştığıma çok memnun oldum. Üniversite için İsviçre'den geldim. Hangi bölümü okuyorsunuz ? "

- _" İngiliz Edebiyatı okuyorum._ _- gülümseyerek-_ _Biraz fazla resmisin sanki? "_

" Hayır canım, samimiyetini anlamaya çalıştım sadece. Bu arada bana Nol diye seslenebilirsin. Herkes öyle seslenir."

- _" Sen nasıl istersen Nol! Bu arada bir sonraki terminalde mi ineceksin sen de ? Şehir merkezine gideceksen beraber gidelim istersen."_

_- kafasını sallayarak-_ _"Evet! Beraber gidelim o zaman. İkimizde yabancıyız kaybolmayalım sonra..."_ _-gülmeye başlar- ._

Mel de gülmeye başladı . Araları bir anda samimi olmaya başlıyordu. Nollan'ın düşünceleri daha da yoğunlaşmaya başladı. Sürekli içinde " Acaba daha önce tanıştık mı? " tarzında düşünceler vardı. Aklına bir anda daha önce okuduğu bir kitaptan parça gelmişti. Parça şu şekildeydi ;

" Aşk , insanın doğumuyla birlikte doğar. İnsan ilk doğduğundan beri bir ruha aşıktır zaten. Sadece iki yarımın birleşmesi gerekmektedir. Ruhlar birbirine sarıldığında, bu anlar zaten yaşanmış gibi hisseder. İçimizdeki ruh eksikliğinin ne olduğunu biliyordur, tamamlandığında yabancı hissetmez. Gerçek parçanız sizi bulduğunda, sanki doğumdan beri berabermişsiniz gibi hissedersiniz. Bu da aşkın ruh ile beraber doğmasından kaynaklanır. Fakat aşkı ##s## sa##ma##yın. San-##ldı#ndan zi--#de, a#k bir ........"

Nollan'ın başı ağrır ve içinden sayıklar ;

" BİR ŞEYLERİ HATIRLAYAMIYORUM"

Nol, okuduğu kitabın sonunu unutmuştu. En önemli kısmını. Kitap ona ne demek istiyordu , ne anlatıyordu unutmuştu. Aşırı farkındalığa sahip olan Nol, hiçliğe düşmeye başladı. Zihnini "_karanlık"_ sorular çevrelemişti. Tam o sırada bir ses yükseldi...