Nolan Westhilde

Bölüm IV

Paranoya II

Nol, içindekilerini ve gördüklerini söylemek için sabırsızdı. Gördükleri ve yaşadıkları normal değildi. Bu artık bir ne bir paranoya ne de bir aşktı. Beraber otelin bekleme odasına doğru yürümeye başladılar. Otelin içi çok nostaljik şekilde dizayn edilmişti. Işıklar sarımsı tonlarda, dekorasyon parçaları ise antika eşyalar ile doluydu. Hava oldukça soğuk olmasına rağmen içerisi oldukça sıcaktı. İki köşeye koyulmuş elektrikli ısıtıcılar tüm odayı bir yaz öğlenine çevirmişti. Nol ve Mel karşılıklı oturdular.

İkisi de birbirine ne anlatacaklarını biliyordu. Nol, derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.

"Otobüse bindiğimden beri garip olaylar yaşıyorum. Halüsinasyonlar görmeye başladım. Hepsi ikimiz üzerineydi. Seninle daha önce tanışmadığıma eminim. Senin de benzer olaylar yaşadığını biliyorum. Sadece benimle benzer şeyler mi gördün onu merak ediyorum."

Mel gözleri yaşlı ve sesi kırık şekilde ona cevap verdi.

- _" Ben de aynı halüsinasyonları görüyorum Nol. Aileme zarar veriyorlar, sana da zarar veriyorlar ve tehdit ediyorlar. Zihnimi susturmaya çalıştıkça sesler çok daha fazla yükseliyor. Dayanamıyorum artık. Her şey yolculukla beraber başladı. Otobüse ilk bindiğim anda seni gördüm, yanında biri vardı ama hatırlayamıyorum. O kişi sürekli bana bakıyordu Nol. Rahatsız ediciydi, sanki istese beni kontrol edebilecekmiş gibi kutsal bir şeye benziyordu."_

Nol, Mel'in bu dediklerinin ardından korkmaya başladı. Çünkü Nol'un yan koltuğu boştu.

Dışarıdaki rüzgar o kadar kuvvetliydi ki, rüzgardan dolayı havalanan taşlar son süratla bekleme odasının camlarına çarpıyordu. Camların eskiliği yüzünden içeride tüyler ürperten bir rüzgar ıslığı vardı. Tüm bu atmosferin üzerine Nol'un zihni paranoyaklaşmaya başladı. Ancak kendini kaybetmemeli ve korkusunu Mel'e göstermemeliydi. Olur da gösterirse; Mel yine kontrolünü kaybedecek ve panik atak geçirecekti. Nol, nefesini dizginleştirmeye başladı. Derin derin ve yavaşça nefes alıyordu. Mel'in sözünü keserek kısık bir tonla soru sordu.

" Mel, yanımda birini gördüğüne cidden emin misin? Endişelenme hemen, sadece yolculuğun uzun bir süresince sersemlemiştim."

Mel ağlamaya başlamıştı. Gördüklerine daha fazla katlanamıyordu. Nol'un ise kafası karışmıştı. Mel bu hâldeyken daha fazla soru sormalı mıydı? Sanırım hayır. Ancak bilmek istedikleri vardı daha fazla bekleyemezdi. Ellerinde zaten bir silah olduğunu düşünerek soru sormaya devam etti.

" Seni neyle tehdit ediyordu peki ? Neler gördün ?"

Mel hıçkırarak ağlıyordu. Nol'a baktı.

- _" Beni, benle değil sevdiklerimle korkuttu. Aileme acı çektireceğini söyledi. Onun dediklerini yaparsam aileme karışmayacağını söyledi."_

" Ne yap-"

Mel, çantasından çıkardığı bıçağı Nol'un karnına sapladı.

- _" ÖZÜR DİLERİM ÖZÜR DİLERİM ÖZÜR DİLERİM"_

Nol adrenalinin etkisiyle kaçmaya başladı. Otelden dışarı çıkmıştı ve geldikleri yöne doğru koşuyordu. Nol bilincini yavaştan kaybediyordu. Gözü kararıyordu. Gücü tükenene kadar koşmuştu. Sağa sola bakıyordu ve korkmuştu. Karnında minik bir karıncalanma ve sıcaklık vardı.

Kaldırımda duran birine çarpıp yere düştü. Bilinci dağınıktı. Yere düşmüştü fakat yer yumuşaktı.

" NE OLUYOR , ÖLECEK MİYİM? YERE DÜŞTÜM. MEL NEREDE?"

Artık kanı yeteri kadar oksijen taşıyamıyordu. Kalp atışları aşırı hızlanmıştı. Bir anda aşırı huzurlu hissetmeye başladı. Gözlerini kapadı. Yer çok yumuşaktı. His çok tanıdıktı.

Yüzüne bir damla suyun damlamasıyla beraber kendine geldi. Aşırı bulanık görüyordu. Gözlerini tamamen açabilince karşısında Mel'i gördü fakat o ağlıyordu. Nol ise Mel'in dizlerine uzanmıştı. Karnındaki sıcak ıslaklık duruyordu. Bu sahneyi daha önce de görmüştü.

" Mel? Ne oluyor, nasıl buraya gelebildin?" diye sordu. Sorunun ardından Mel, kafasını yukarı doğru kaldırıp gökyüzüne baktı.

_Tanrı_, Nol'a gülümsedi. Nol, Tanrı'ya baktı.

" Senin yaptığını biliyorum. Zevk alıyorsun değil mi? Sahip olamayacağın şeyleri bozmakta üstüne bir şey yok. Tanrısın nasıl olsa..."

Nol, Tanrı'ya _gülümsedi_. Gözlerini otelin bekleme odasında açtı.

Mel'e doğru baktı ve ona keskin bir tonla;

"Ben senden nefret ediyorum." dedi. Mel, Nol'un ne demek istediğini anlamıştı. O da karşılık olarak;

- _" Ben de senden nefret ediyorum Nol."_

Bu döngüden kurtulmanın tek yolu Tanrı'nın zihnini bozmaktı. Tanrı'nın zihni bozulursa bu dünya yok olacaktı. Artık savaştaydılar. Tanrı'nın yarattığı dünyada ona karşı plan yapıyorlardı. Nol'un telefonu çalmaya başladı. Hemen ardından Mel'in telefonu da çalmaya başladı. Durumlar ciddileşmişti. Tanrı, onları hayali bir gerçeklikle kandırıyordu bunca zamandır. Ancak bir şeyler değişmişti. Her şey gerçek hayata taşınmıştı.

_Nol_ telefonunu cebinden çıkardı. Arayan kişi kardeşiydi. Nol, Mel'e baktı. İçine bir şüphe düşmüştü. Yutkunarak telefonunu açtı....