Nol, üstünü çıkardı. Küvetin içini su ile doldurmak için musluğu açtı. Sıcak su artık küvete dolmaya başlamıştı. Aynı zamanda sıcak sudan kaynaklı ortaya çıkan buharlar tüm banyonun içini tamamen sarmıştı. Ayna buğulanmış, duvarlarda su tanecikleri oluşmaya başlamıştı. Küvetin yarsını sıcak suyla doldurdu ardından soğuk suyu açarak suyu ılık sıcaklığa getirmek istemişti. Bir sorun vardı... Akan su soğuk değildi. Hangi yöne çevirirse çevirsin su her zaman sıcak akıyordu. Aktığı müddetçe suyun sıcaklığı artıyor ve artık kaynar hâle geliyordu. Bol, musluğu kapattı ve banyonun kapısını açarak salona doğru yürümeye başladı. Kapı açılınca odadaki su buharları tüm salona ve odaya yayılmaya başladı. Mel bunu fark edip ilk önce tedirginleşmişti. Banyoya doğru baktı ve;
_"Nol? Bu duman nereden geliyor, bir şey mi oldu?"_
Nol, dumanların arasından bir anda belirdi. Üstünü bornoz ile kapatmış salona doğru ilerliyordu. Mel'e baktı ve onun sorusuna cevap verdi.
" Sanırım muslukların ikisi de sıcak su akıtıyor. Biraz açınca hemen sıcaklığı artıyor, resmen küvetin içi kaynar suyla doldu. Resepsiyona bildirip odamızı mı değiştirsek acaba?"
Mel elini kafasına doğru götürerek büyük bir iç çekti.
- _" Ah Ah, ne çabuk unuttun Nol. Resepsiyon bize tek bir odalarının kaldığını söylemişti ya hani. Suyun soğumasını beklemekten başka bir şansın yok...."_
Mel yine haklıydı. Otelde başka oda kalmamıştı. Nol'un bu duruma karşı tek yolu sadece beklemekten ibaretti. Su soğumaya beklerken Nol ve Mel uzun bir süre sohbet ettiler....
- _"_ _Nol?? acaba beklerken üstüne bir şeyler mi giysen.. Pembe bornozla seni ciddiye alamıyorum._ - _-gülerek devam eder-_ - _Hem sadece pembe bornozlarının kalmış olmaları da garip. Kimsecikler mi gelmiyor buraya? "_
_"İsteyerek pembe bornoz giymedim ki canım, hem erkekler pembe giyemez mi neresi komikmiş bakayım? Ayrıca kendi pijamana bak be, ördekli takım giyiyorsun bu yaşında.._
_-elleriyle pijamasını gösteriyordur-"_
"Ne varmış canım benim pijamamda, çok tatlı bence. Çocuk ruhluyum hem ben, daha açılamadım diyeceğim de aynı odada kalmaya başladık.... Neyse senin işin olmadı mı ya bir kontrol mu etsen artık??."*
**"Bir gidip bakayım sonra da buz gibi suda yıkanmayalım artık pes eder yarını beklerim."
Nol banyoya doğru ilerlemeye başladı, suyu kontrol edecekti ama daha 10 dakika olmuştu. O kadar suyun bu kadar çabuk soğuyacağını düşünmek gerçekten saçmalık olurdu. Banyoya girdi. Suyu kontrol etmek için perdeyi kaldırdı. İçerideki su buharları tamamen gitmiş ve yerini garip ekşimsi bir metalik kokuya dönüşmüştü. Giderken bir şeylerin yanlış olduğunu fark etmişti ancak üst üste bu tarz şeylerin yaşanacağını tahmin edemezdi kimse...
Küvetin perdesini çekti ancak doldurduğu su kıpkırmızı olmuştu. Kan kırmızısı suyun içinde çeşitli çöpler vardı. Suyun derinliklerinden hava kabarcıkları yükseliyordu. Nol, kontrol etmek için biraz yakınlaştı. Ancak suyun içi tamamen matlaşmıştı. İçerisi gözükmüyordu bile. Elini içeriye daldırdı, midesi o kadar bulanıyordu ki artık nefesini tutuyordu. İçerde Mel olmasaydı şimdiye kadar kusmuştu. Kolunu dibe doğru daldırdı, eline garip ve yumuşak bir şey geliyordu. Pamuk gibiydi ya da peçete atığı....
Eliyle sıkıca kavrayıp dışarıya doğru çekti. Dışarıya çıkardığı şey Mel'in kafasıydı. Birisi Mel'in kafasını kesmiş ve küvete atmıştı. Nol, şoka girdi. Tepki veremiyordu, sadece yutkundu ve gözlerini kapattı. Kopmuş kafayı elinden hızlıca bıraktı, küvetin üzerinde yüzen dalgalı simsiyah saçlar yüzüyordu. Nol, koşarak salona gitti. Mel, salondaydı.
Nol'un salona girmesiyle beraber Mel çığlık attı.
"Nol, ne yapıyorsun sen? Neden çıplaksın??"*
Çıplaksın derken ne demek istiyorsun Mel, neden böyle aciz bir tepki verdin. Bunları sizin için yapıyorum fark etmiyor musunuz? Senin varlığının sebebi benim, geleceğinin de. Sizin aşkınız için çok çabalıyorum, hem de çok. Biraz gayret etmenizi isterdim açıkacası...
Her neyse, Nol ise ona böyle dedi;
"Çıplak mı? Ne?.."
Evet Nol, çıplaksın. Ne kadar da safsın. Bana karşı çıkabileceğinizi düşünmeniz çok heyecanlandırıcıydı. Sizlere irade verdim, duygular yarattım. Artık zorundasınız, istediğim aşkı yaşamaya... Sizlere de sesleniyorum. Bu insanların çektiği acıların sebebi sizsiniz. Bu sorumluluğu tek başıma üstlenmeyeceğim.
Ah, belki de üstlenmeliyim. Ancak onlara söyleyeceğim. Sizlerden bahsedeceğim.
"Nolan Westhilde, beni hatırlıyor musun?"*
"Mel, neyden bahsediyorsun? Neden garip davranıyorsun. Hatırlıyorum seni, Mel'sin sen, Mellanie. Yine mi ataklar yaşıyorsun?"
"Hayır Nol, ben o değilim. Seninle daha önce konuşmuştuk. Garip bir takma ad takmıştın bana.... Gizemli ses miydi? Çocukçaydı, her neyse..*
Sana anlatmak istediğim şeyler var. Ben senin evreninin yaratıcısıyım. Yanımda milyarlarca yaratıcı var. Hayatınıza doğrudan etki etmek istemezdim. Belki de kendi dünyamdaki Tanrı gibi olmak istemiyorum, belki de sizi kendi yetersizliğim için kullanıyorumdur. Söylemek istediğim bir şey var. Sizin hayatınızın böyle olmasının sebebi sadece ben değilim, buradaki diğer Tanrılar da suçlu. Buradaki Tanrı'lar birbirlerini yaratırlar. Hayatlarına ve kararlarına etki ederler. Biliyorum yaşadığınız şey korkutucu ancak bunun olmasının nedeni benim de aynı şeyleri yaşamam. Şimdilik gitmek zorundayım Nolan, bu belki de bizim son #########."
" *Ne diyorsun Mel, kendine gel lütfen. Şu an yaşanan hiçbir şey gerçek değil. Beni kandıramazsın.....
Lütfen.. Onu yalnız bırak..."
Nol derinden gelen sesler duyuyordu. Sanki biri kulağının önünde bir şey kırıyordu. Gözleri bulanıktı, kafasını çevirecek gücü yoktu. Banyonun kapısı kırıldı. İçeriye ilk yardım ekibi girdi. Ah! Bir de ağlama sesleri vardı. İlk yardım ekibi Nol'a boyunluk taktılar ve sedyeye yerleştirdiler. Siren sesleri derinden, sanki suyun altındaymış gibi cızırdıyor, yüzündeki kanlar Mel'in göz yaşlarıyla dağılıyordu. Sanki bir şarkının sonuna gelmişti, sesler git giderek uzuyor ve sessizlikle birleşiyordu. Mel panik atak geçirmiş sürekli olarak bağırıyordu.
- "BUNU NEDEN YAPTIN NOL? NİYE BANA BUNU YAPTIN. NEDEN BANA MUTLU GÖRÜNDÜN, NİYE BANA YALAN SÖYLEDİN....
ŞİMDİ BENİ YALNIZ BIRAKACAKSIN. YAPAYALNIZ. ÇOK BENCİLSİN. SENDEN NEFRET EDİYORUM. "
Nol, Nolan ya da Nollan. Hepsi her evrende hayatını kaybetmişti. Tanrını zulmünden kurtulmanın tek yolu, onun yazdığı kaderi hiçe saymaktı. Artık tanrı yapayalnızdı. Nolan, otobüs kazasında hayatını kaybetmişti. Nollan bir sokakta gasp edilmişti, aldığı bıçak yarası yüzünden hayatını kaybetti. Nol ise kaldığı otelde korkunç bir şekilde katledildi. Parçalarına ayrılan Nol'dan kalan tek şey, küvetteki kafasıydı. Diğer uzuvları bulunamadı. Belki başka bir evrende, Nol ve Mel birbirlerine aşık olacaklardı.....